Gündem

Çağrıdan sonra neler yaşayacağız

ABDULLAH Öcalan’ın çağrısı, İmralı’da iktidarla yapılan uzun görüşmeler sonrası bir uzlaşı metni olarak görülüyor.

Çağrıdan sonra neler yaşayacağız
28-02-2025 05:06

Abdullah Öcalan’ın çağrısı, İmralı’da iktidarla yapılan uzun görüşmeler sonrası bir uzlaşı metni olarak görülüyor. Öcalan’ın saptamaları pek çok yönden olguları içeriyor, öyle ki özerklik, ayrı ulus devlet, kültüralist çözümler ve federatif vb gibi seçeneklerin Türkiye’nin gerçeklerinde geçerli olmayacağını vurguluyor. Kürt kimliğinin ve kültürel varlığın bu süreç içinde tanındığını belirterek artık örgütün bir anlam bunalımı içinde kendini tekrar ettiğini, silahın bırakılması ve feshedilmesi gerektiğini söylüyor.

Öcalan’ın bu noktaya varmasının arka planında, Türkiye’nin Ulus devlet olarak varlığını tartışma konusu bile yapmaması ve terörü karşı savaşın PKK’nın Türkiye’de hedefe varma yollarının tıkanmış olmasının yattığını da belirtelim.

Öcalan örgüt feshini, reel sosyalizmin Rusya’da çöküşüyle de ilişkilendiriyor. Bilindiği gibi PKK Marksist eğilimli olarak kurulmuş ve varlığını sürdürmüştü. İlginç bir nokta da Öcalan’ın TürkKürt kardeşliği ve birliğinin ve ittifakının “kapitalist modernite” ve “hegemonik (dış) güçler”ce parçalanmak istendiğini vurgulamasıdır. Burada kastedilen ABD ve tabii ki Avrupalılardır. Sanki burada devletin tartışmada etkili olmuş gibi.

İKTIDAR IÇIN EN ZORLU YÖN

“Devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın” derken, metinden ayrı olarak Sırrı Süreyya Önder Öcalan’ın ayrı bir mesajını da sözlü olarak iletti: “Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Burada PKK’lilerin (yurtdışı, hapishane, Kandil) yasal ve hukuki durumlarının da çözüme bağlanması gereği gündeme getiriliyor. Belki de bu cümle ana metinde vardı ancak bir önkoşul/ şart olarak görüleceği için metinden çıkartılmış olduğu görülüyor. Fakat bu boyut gündemi meşgul edecek tartışma konusu olacaktır.

Kandil’den ilk açıklama, “silah bırakma koşullarının sağlanması ve siyasi olarak faaliyet imkânı verilmesi durumunda çağrıya uyulacağını yönünde. Bütün bunlar düzenleyici kuralları gerektiriyor. PKK lider ve kadroları ülkede demokratik mücadeleyi nasıl yapacak? Burada iktidar için en zorlu yön, metinde “Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir” cümlesidir. AKP giderek otoriterleşen yapısı ile nasıl uzlaşılacaktır… AKP bu açıklama konusunda kapsamlı bir açıklama henüz yapmamıştır. PKK cephesinde Suriye’de PYD/YPG ile yol ayrımı mı söz konusu olacak. Suriye ile bütünleşme ve Irak ve Suriye’den Türkiye’ye yönelik herhangi bir silah doğrultmayacaklar mı? Acele etmeden... Büyük beklentiler sonra hayal kırıklığı yaratır. Henüz sürecin seyrine yabancıyız. AKP/MHP ve İmralı arasında görüşmeler üzerine, seçim sürecinde önümüze konan bu çağrıya karşı, PKK/ Kandil’in hiç acelesinin olmadığını görüyoruz. Öcalan daha önce de benzer açıklama yapmıştı, şimdikinden farkı, Sırrı Süreyya’nın dip not olarak eklediği cümlenin, eskisinde metin içinde bulunmasıdır. Şüphesiz PKK’nin silahları bırakması önemlidir, bunun ne kadar gerçekçi olduğu, AKP/MHP’nin neler planladığı, PKK, DEM, Öcalan’ın “demokratik mücadeleyi” hangi boyutlarıyla düşündüğü, “Kürt meselesi”ne odaklı mı olacağı, yasal ve anayasal değişiklikleri içerip içermediği, bilinmezlikler içinde. Acele etmeden izleyelim.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER