Duşta sabunla köpürttüğünüz lif her zaman bütün vücuda eşit şekilde dokunmayabilir. Koltuk altı bölgesi tam anlamıyla köpürtülüp durulanırken, vücudun en uç noktasında bulunan ayaklar gözden kaçabilir.
Ancak bazı uzmanlara göre ayaklarınız da daha fazla özeni hak ediyor.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) ayakların her gün sabun ve suyla yıkanmasını öneriyor.
Bu titiz bakımın bir nedeni, kötü kokuyu önlemek.
Ayak tabanları, vücudun diğer herhangi bir bölgesinden daha fazla, santimetrekare başına 600 ter bezi içeriyor.
Terin kendisi kokmaz, ancak içinde bulunan tuzlar, glikoz, vitaminler ve amino asitler, burada yaşayan bakteriler için adeta açık büfe hizmeti sunuyor. Ve burada çok fazla bakteri bulunur.
Hull Üniversitesi'nde yara iyileşmesi üzerine çalışan öğretim görevlisi Holly Wilkinson, "Özellikle parmak araları, nemli, sıcak ve havasız bir ortamdır, bu nedenle mikropların üremesi için mükemmel bir yerdir" diyor.
Çoğu insanın ayaklarını çorap ve ayakkabı içine hapsetmesi, nemin içeride kalmasını daha da kötüleştiriyor.
İnsan cildinin herhangi bir santimetrekaresinde 10 bin ile bir milyon bakteri bulunuyor.
Sıcak ve nemli bölgeler, mikroplar için birer cazibe merkezi olduğundan, ayaklar vücudun en fazla bakteri türü barındıran bölgelerinden biri.
Ayaklar özellikle Corynebacterium ve Staphylococcus bakterileri için mükemmel bir barınak oluşturuyor.
Mantar söz konusu olduğunda ise Aspergillus (genellikle toprakta bulunan bir patojen), Cryptococcus, Epicoccum, Rhodotorula, Candida (vücutta doğal olarak bulunan, ancak fırsatçı bir patojen olabilen bir maya), Trichosporon ve diğer türler burada gelişir.
İnsan ayağı, vücudun herhangi bir bölgesine kıyasla en fazla mantar türüne ev sahipliği yapar. Bu da ayakları temiz tutmak için iyi bir neden olabilir.
Bir çalışmada, araştırmacılar 40 gönüllünün ayak tabanlarını örnekledi. Ayaklarını günde iki kez yıkayan kişilerin ciltlerinde santimetrekare başına 8 bin 800 bakteri bulunurken, ayaklarını iki günde bir yıkayanların ciltlerinde bu sayı bir milyonu aşıyordu.
Ancak, ayaklarınızın bakterilerle dolu olması her zaman kötü koktuğu veya sağlık açısından bir risk taşıdığı anlamına gelmez.
Her zaman olduğu gibi, sayı kadar bakteri türü de önemli.
Ayak kokusunun ana nedeni, Staphylococcus bakterilerinin terdeki amino asitleri uçucu yağ asitlerine (VFA) dönüştürmesi. Ayak derisindeki ter bezleri, elektrolitler, amino asitler, üre ve laktik asit gibi bileşenler salgılar.
Staphylococcus bakterileri bu bileşenleri parçalayarak izovalerik asit üretir, bu da keskin, peynirimsi ve ekşimsi bir kokuya neden olur.
İlginç bir şekilde, bu bileşiklerin bazıları peynirlerde de bulunur.
2014 yılında yapılan bir çalışmada, 16 deneğin ayakları örneklenmiş ve ayak tabanlarındaki bakterilerin yüzde 98,6'sının Staphylococcus olduğu tespit edildi.
Ayrıca, ayak tabanlarında uçucu yağ asitleri, özellikle izovalerik asit seviyeleri, ayak üstüne kıyasla çok daha fazlaydı.
Çalışma, ayak kokusunun yoğunluğunun Staphylococcus sayısıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu.
Ancak ayakları yıkamak sadece kokuyu önlemekle ilgili değil.
Pek çok hastalık ve ayak problemi, doğru hijyenle önlenebilir.
New York Mount Sinai Hastanesi'nde dermatoloji profesörü olan Joshua Zeichner "Parmak aralarındaki küçük boşluklar, mikropların üremesi için özellikle riskli bölgelerdir" diyor.
Prof. Zeichner, "Bu, kaşıntı, şişlik ve kötü kokuya neden olabilir. Cilt bariyeri zarar gördüğünde, mikroorganizmaların cilde girme ve daha ciddi yumuşak doku enfeksiyonlarına yol açma riski artar" diye ekliyor.
Zeichner'a göre, en yaygın sorunlardan biri atlet ayağıdır.
Bu yüzeysel bir mantar enfeksiyonu ve sıcak, karanlık, nemli ortamları sever.
Bu yüzden en çok parmak aralarını etkiler. Bu bölgeyi temiz ve kuru tutarsanız, mantarın üremesi için elverişli ortamı ortadan kaldırırsınız.
Atlet ayağı, kaşıntı, pullu döküntü, çatlaklar ve soyulmalar gibi semptomlara yol açabilir.
Ayakların temiz tutulması, Staphylococcus veya Pseudomonas gibi bakterilerin neden olduğu cilt enfeksiyonlarını da önleyebilir.
Bu bakteriler ciltte doğal olarak bulunur, ancak kesikler veya yaralar aracılığıyla kana karışırsa ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.
Küçük bir staf enfeksiyonu bile deri altında irin dolu şişliklere (kaynamalara) neden olabilir.
Wilkinson, "Ayaklar, bakterilerin üremesi için mükemmel bir ortam sunduğundan, kesik veya yara oluştuğunda iyileşmesi diğer vücut bölgelerine kıyasla daha uzun sürer" diyor.
Cilt enfeksiyonları iyi bir ayak hijyenine sahip olsanız bile yine de oluşabilir, ancak ayaklarınızı düzenli olarak yıkamak mevcut bakteri sayısını azaltır.
Dolayısıyla, bir yeriniz kesilirse, kan dolaşımına karışacak daha az mikrop olur.
Diyabet hastaları için de ayak hijyeni hayati önem taşır.
Araştırmalar, diyabet hastalarının ayaklarında daha fazla patojenik bakteri bulunduğunu gösteriyor.
Bağışıklık sistemleri zayıfladığı için, enfeksiyon kapma riskleri daha yüksektir. Aynı zamanda, sinir hasarı nedeniyle ayaklarında oluşan kesik veya yaraları hissetmeyebilirler.
Diyabet hastaları ayrıca ayaklarında iyileşmeyen kesik, yara ve yaralara da yatkındır. Bunlar erken teşhis edilmezse ayak parmaklarının, ayakların ve hatta uzuvların kesilmesi gerekebilir.
Diyabet hastalarının ayaklarını her gün yıkamaları tavsiye edilir. Bu sadece hijyen için değil, küçük yaraları erkenden fark etmek açısından da önemlidir.
Peki herkes her gün ayaklarını yıkamalı mı?
Bazı uzmanlar, sağlıklı bireyler için her gün ayak yıkamanın gerekli olmadığını, hatta fazla yıkamanın cildi kurutup tahrişe yol açabileceğini öne sürüyor.
Cilt, doğal yağlar ve faydalı bakteriler sayesinde koruyucu bir bariyer oluşturuyor. Fazla yıkamak bu bariyeri bozabilir, egzama ve cilt kuruluğuna neden olabilir.
Wilkinson'un aktardığı genel tavsiyeye göre:
Diyabet hastaları her gün ayaklarını yıkamalı.Sağlıklı bireyler için birkaç günde bir yıkamak yeterli.Egzersiz yapanlar veya terleyenler daha sık yıkamalı.Son olarak, ayakları sadece suyla durulamak yeterli değil. Sabunla yıkamak ve özellikle parmak aralarını iyice kurulamak enfeksiyonları önlemek için çok önemli.